Добавить новость
World News
Новости сегодня

Новости от TheMoneytizer

İlk kitap ilk heyecan

Yazarlığı bir iltifat gibi alıp üstüme giyindim

Yıldız Aytekin’in ilk kitabı Meleklerin Şarkısı İz Yayıncılık etiketiyle okurla buluştu. Kitabı yayımlandıktan sonraki duygularını aktaran Aytekin, “Yazarlığı bir iltifat gibi alıp üstüme giyindim. Hatta daha özel ve ayrıntılı bilgiye karşı iştiyakım arttı” diyor.

İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

İlk kez yazar olduğumu hissettim. Yazarlığı bir iltifat gibi alıp üstüme giyindim. Hatta daha özel ve ayrıntılı bilgiye karşı iştiyakım arttı. Bir eser sadece onu yazanı değil onu okuyacak olanı da talep eder. Muhatap arar. Bu da yazar, eser ve okuyucu ilişkisini tamamlar. İçeride ne varsa dışarıda da o var. Elbette her yazar yazdığı metnin okura ulaşmasını onun dünyasında karşılık bulmasını bekler ve muhatabına hitap eder. Kuşkusuz kitabın yayımlanması okuyucuyla buluşması beni heyecanlandırdı. İlk yazarlık heyecanımı da anlatının ilk metni olan Tüylü Gerçekler Masalını 2017’de yazdığımda yaşamıştım. Ancak bir öykü kitabı halini alması için yedi yıl geçmesi gerekti. Benim için sıra dışı karşılaşmalar, arkadaşlıklar gelişti bu sürede. Yeni şeyler öğrendim. 2024’te ilk metni de içine alan bir üst metin oluştu. Böylece Meleklerin Şarkısı kitabı ortaya çıktı.

Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Ön kapağına baktım. Kitabın sayfalarını bir bir çevirdim. Bir film şeridi gibi hikâye canlandı sanki gözlerimde. Kendi yaşam serüvenimi izlemekle kalmadım hayat buldum adeta. Sonra arka kapağındaki yazıyı okudum. Tabii hem sevindim hem hüzünlendim. Bu vesileyle okuyucuyla birlikte kendi kitabımı tekrar okuma imkânı buldum. Mutlu oldum.

Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Kıymetli hocam Sadık Yalsızuçanlar beyefendiye.

Yazmaya nasıl başladınız?

Ben mimarlık eğitimi aldım. Yıllar içerisinde sanata edebiyata felsefeye karşı daha çok merakım gelişti. Bu merak öncelikle insanın kendine dönük bir merak. İnsan kendini tanımak ister. Sonra öteyi, dünyayı, olanı biteni anlama istediği. Edebiyat da “İnsan nedir?” sorusunun araçlarından biri. İnsanı anlamak bir anlamda varlığı anlamak, kâinatı anlamaktır. Her insan ayrı bir varlık evreni. Bir karakter oluşturmak; o karakteri yazmak, o varlık evreniyle temas kurmak demek aynı zamanda. Bu beni yansıtan bir karakter olabildiği gibi özdeşleşmek istediğim anlamak istediğim benden farklı bir karakter de olabilir. Farklı farklı karakterlerle böyle renkten renge yazarak girebiliyorum. Bana hitap edeni, benimle konuşanı ve muhatabımı hikâye edebiliyorum. O varlık evreni bana açılabiliyor. Üzerinde düşünüp yazabiliyorum. Yazarak düşünmek de çoğu zaman bir seyrü sülûk, insanın kendi içine doğru yaptığı bir yolculuk. Basamak basamak yukarı çıkarır, benliğini gösterir, seni sana anlatır. Sorular sordurur. İnsan hikâyesi midir? Yoksa hikâyesinden fazla bir şey midir? Ne var ki insan gölge ve karanlık taraflarıyla da insandır. Dolayısıyla bir anlatma biçimi olarak edebiyatı kendime yakın buldum. Bunu da yazarak keşfettim. Yazmanın bir yaşı var mı bilmiyorum. Fakat gençken yazdıklarımı şimdi daha iyi anlatabilmeye bundan sonra yazacaklarım için daha iyi bir üslup geliştirmeye çalışıyorum.

Gece mi yazarsınız, gündüz mü?

Gece. Gecenin sessizliği, düşünmeye yazmaya elverişli bir zaman dilimi. Gece başladığım bir metni gündüz yazmaya düşünmeye devam edebiliyorum.

Defter mi, bilgisayar mı?

Bilgisayar. Defteri, kısa metinler ya da not almak için kullanıyorum. Fakat uzun bir anlatıyı bilgisayar marifetiyle yazıyorum. Daha hızlı ve pratik geliyor bana.


Büyük mutluluk bir yanılsamadır

M. Tuğrul Çolak’ın ilk kitabı, Düelloda Islık Çalan Ötüken Neşriyat etiketiyle raflarda yer alıyor. Kitabını yayımlandığında hissettiklerini anlatan Çolak, “Büyük mutluluklara inanmam, aslında büyük mutluluk bir yanılsamadır” diyor.

İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

İlk dakikalarda mutluluğun baskın geldiği pek çok duyguyu bir arada yaşadım ama çabuk geçti. Büyük mutluluklara inanmam, aslında büyük mutluluk bir yanılsamadır. Hatta bir tür sunumdur, bugünü görünme çağı olarak okuduğumuzda özellikle. Kitabım çıktıktan yarım saat sonra her şey olağan sıkıcılığına geri döndü, bunu olumsuz bir şey olarak söylemiyorum.


ŞİİRLERİMİN ESKİYİP ESKİMEDİĞİNİ KONTROL ETTİM

Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Sayfaları elimle tek tek çevirdim. Bir yandan nasıl duruyor şiirler içinde diye bakarken bir yandan -belki garip gelebilir- editöryal bir gözle baskıda, biçimde bir hata var mı diye inceledim. Bir süre kapaktaki metaforlara tekrar kafa yordum. Dosyayı yayınevine göndermekle kitabın basılması arasında geçen sürede şiirlerimin bana eskiyip eskimediğini anlamaya çalıştım.

Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Anneme. Kitaplarla, kütüphanemle, şiirle, dergicilikle ilişkimi desteklemiyor gibi görünse de anneme. Çünkü içten içe öyle olmadığını biliyorum.

Yazmaya nasıl başladınız?

Şiir yazmaya olarak alıyorum soruyu. İlkokul 2.sınıfta orman haftasında sınıf öğretmenimizin verdiği ödev için ilk şiirimi yazmıştım. Ertesi gün derste öğretmen verdiği ödevi unuttu. Arkadaşlarımdan hiçbirinin ödevi yapmadığını gördüğümde, öğretmene ödev verdiğiniz şiiri okumak istiyorum diyemedim. Sonra dört yıl hiç şiir yazmadım, ta ki 6.sınıfa kadar. O dönem kafiye, redif, şiir türleri gibi konuları işlediğimizde yeniden heves ettim. Bu arada 2. sınıfta yazdığım şiirin düzenli kafiye şeması olan neredeyse kusursuz bir hece şiiri olduğunu anladığım zamandı. Çocukça bir düşünüşle galiba benim doğuştan bir kabiliyetim var dedim. Daha çocuk yaşlarda iç dünyamdaki sorular, sorgular; doğa ile baş başa kalma arzum da akranlarımdan farklılık gösteriyordu. Aradığım şey yaşamla, dünyayla ilgili bir ipucuydu. Sanırım çıkış noktam da bu oldu. Rollo May şöyle der: “Sizi kabul edecek bir baba olmadan yaşayabilirsiniz, ama sizce anlam taşıyan bir dünya olmadan yaşayamazsınız.” Bir de dayatılana, daima ideal ve doğru gösterilene karşı itiraz iradesine sahip olmalıyız. Şairin itiraz iradesi yoksa, cebinde devamlı bir soru işareti gezdirmiyorsa, hele ki Akif’in tabiriyle “uysal koyun” iseniz şiirinizin durgun bir sudan farkı yoktur. Önce kirlenir, zamanla azalıp tükenir. Tavır koyabilme gücümü pek çok örnekle çocuk yaşta fark ettim.

Gece mi yazarsınız, gündüz mü?

Gece de yazarım gündüz de. Zamanla şöyle bir denklem oluştu: Gündüz yazdıklarımı gece pek revize etme ihtiyacı duymazken gece yazdıklarımı gündüz revize ettiğim çok oluyor. Gecenin sözlerimizi büyülü gösteren bir illüzyonu var. Ama gecenin de doğurganlığını gözardı edemem.

Defter mi, bilgisayar mı?

Ben uzun zamandır bilgisayardan yanayım. Kimi şair dostlarım kalem/kağıt ile şiir arasında doğal bir ilişki olduğunu düşünüyor. Ben öyle düşünmüyorum. Zaten şöyle güzel, biçimli yazabilen biri değilim. Word belgesinin pratikliği tam bana göre.


'Yanlız insanlar büyümezler'

Bir medeniyet mirasının izinde; Yüzyılın Öncüleri

Filistin’de bir eşraf ailesi Hüseynîlerin hikâyesi

Читайте на сайте


Smi24.net — ежеминутные новости с ежедневным архивом. Только у нас — все главные новости дня без политической цензуры. Абсолютно все точки зрения, трезвая аналитика, цивилизованные споры и обсуждения без взаимных обвинений и оскорблений. Помните, что не у всех точка зрения совпадает с Вашей. Уважайте мнение других, даже если Вы отстаиваете свой взгляд и свою позицию. Мы не навязываем Вам своё видение, мы даём Вам срез событий дня без цензуры и без купюр. Новости, какие они есть —онлайн с поминутным архивом по всем городам и регионам России, Украины, Белоруссии и Абхазии. Smi24.net — живые новости в живом эфире! Быстрый поиск от Smi24.net — это не только возможность первым узнать, но и преимущество сообщить срочные новости мгновенно на любом языке мира и быть услышанным тут же. В любую минуту Вы можете добавить свою новость - здесь.




Новости от наших партнёров в Вашем городе

Ria.city
Музыкальные новости
Новости России
Экология в России и мире
Спорт в России и мире
Moscow.media






Топ новостей на этот час

Rss.plus





СМИ24.net — правдивые новости, непрерывно 24/7 на русском языке с ежеминутным обновлением *