Peygamber'in sünnetini toplumsal bir hafıza ve kültürel bir inşa süreci olarak okuduğumuzda, O'nun asıl mucizesinin, vefatının ardından arkasında birbirine kenetlenmiş, birbirinden emin, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden bir topluluk bırakmak olduğunu görürüz. Bugün Müslüman zihnin en büyük krizi, Sünneti hayatın içindeki dinamik kurucu rolünden soyutlayıp, onu tarihe hapsolmuş bir ritüeller bütününe indirgemesidir. Serdar Demirel'in bu hacmi küçük ama ufku geniş çalışması, tam da bu noktada Nebevî mirasın 'kültür kurucu' vasfını hatırlatarak, bize bugünün dünyasında nasıl bir 'inşa' sürecine muhtaç olduğumuzu anlatıyor.