Sen benden kirlisin, ben senden kirli
Türkiye'de artık hiçbir şey kimsenin hayretini uyandırmıyor. Ufak yapılı cüsselerin dudaklarından bile ağrılı, sancılı, kesif tonda cümleler büzüle büzüle kulağımızdan içeri nüfuz ediyor.
Akisler katran mesabesinde. Sesi taşıyacak nakil vasıtası da kuş sürüsünden evla. Çehreler ziyadesiyle bahar zenginliğinde, kelam kutup fıkaralağında.
Sanki dev bir çelik makas, hırs ve kin tezgahı üstünde şakır şakır uslupsuzluk doğruyor.
Gün geliyor; maddi menfaatlerini korumak adına kurdukları ve ulvilik addettikleri çatıların altında bile, savurdukları salvolarla muhataplarını bitap düşürmekte beis görmüyorlar.
Kökleri yüzyılı aşkın tarihin derinliklerinde gömülü camiaların başında bulunanlar, kin ve öfke yüklü ifadeleri mütemadiyen tekrarlarlarsa, taraftarlarınca haklı bulunup, baştacı edileceklerini tasavvur ediyor.
Ucuza maledilen saadetlerin geçici olduğunu unutarak, dev nefret kuleleri dikmenin birgün onulmaz trajediye dönüşme ihtimalini hiç hesaba katmıyorlar.