İspanya'da iki parti geleneği bitti
İspanya'da dün gerçekleşen genel seçimler, on yıllardır sırayla iktidara gelen iki partinin hâkim olduğu sistemi sona erdirdi. Yüzde 21'e ulaşan işsizlik oranları ve yolsuzluk davaları nedeniyle iktidardaki PP yüzde 17'ye yakın oy kaybetti. Meclise giren dört parti, çetin hükümet kurma hesaplarına girişti.
İspanya'da dün ekonomik sorunlar ve yolsuzluk iddialarının gölgesinde gerçekleştirilen genel seçimlerde sandıktan dört partili bir meclis ve haftalar sürmesi muhtemel koalisyon pazarlıkları çıktı. 2011'deki seçimlere göre yaklaşık yüzde 17'lik bir oy kaybı yaşamasına rağmen yeniden ilk sırayı kazanan iktidardaki Halk Partisi (PP), buna rağmen yüzde 27 oy oranıyla tek başına iktidar olmaya yetecek vekil sayısının çok uzağında kaldı. Sandık çıkışında yapılan anketlerin verdiği ilk sonuçlara göre 350 sandalyeli mecliste 114 ile 124 arasında vekil çıkarmayı başaran PP'yi, 79 ile 85 arasında sandalye kazanması beklenen Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) yüzde 21 oy oranıyla takip etti. Seçimde alacağı oy merakla beklenen aşırı sol Podemos (Yapabiliriz) ise oy oranında PSOE'yi burun farkıyla geçmesine rağmen 70-80 vekille üçüncü sırada yer aldı. Podemos gibi seçime ilk kez giren merkez sağ Ciudadanos (Vatandaşlar) partisi ise beklediği başarıyı elde edememesine rağmen yüzde 15 ile mecliste 50'ye yakın sandalye kazandı. Böylece 1975 yılında Franco diktatörlüğünden demokrasiye geçildiğinden bu yana çoğunlukla merkez sağ ve merkez sol arasında el değiştiren hükümetin kurulabilmesi için ilk kez koalisyon hesapları konuşulmaya başlandı.
Başkent Madrid'de oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına açıklama yapan İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, “Bana katılımın yüksek olduğunu söylediler. Bu sevindirici bir gelişme ve oy verme işlemi olaysız bir şekilde devam ediyor. Sonuçta halk ülkesi için en iyisini seçiyor.” dedi. Anamuhalefetteki Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) lideri Pedro Sanchez de oyunu Madrid'de kullandı. Sanchez, “Değişim kokuyor. İspanyolları düşünen hükümetlere ve değişime ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
Analistler, PP ve lideri Başbakan Rajoy'un ülkeyi 2008 yılından sonra sürüklendiği ekonomik krizden çıkarmasına rağmen yaşadığı seçim mağlubiyetini yolsuzluk tartışmalarına ve yüzde 21'i bulan işsizliğe çözüm bulamamasına bağladı. Bu sonuçlarla birlikte ve anayasada koalisyon pazarlıklarını sınırlayan bir süre olmaması nedeniyle hükümet kurmanın haftalarca sürebilecek olması, iktidarın uyguladığı ekonomik reform paketinin de sekteye uğrayacağı korkularına neden oldu. PP'nin PSOE ya da Podemos'la hükümet kurma ihtimalinin zayıf olduğunu belirten gözlemciler, PSOE'nin Podemos ve Ciudadanos'u yanına alarak hükümet kurmasının da ihtimaller arasında yer aldığına dikkat çekti. Parlamento aritmetiğinin koalisyon görüşmelerini ‘kilit' haline getirmesi halinde ise bir azınlık hükümetinin ya da yeni bir seçimin de sürpriz olmayacağına dikkat çekti.
Yolsuzluklar kilit rol oynadı
İspanyol siyaset bilimci Prof. Andres de Blas Guerrero, iktidardaki Halk Partisi'nin yaşadığı oy kaybının büyük ölçüde yolsuzluklardan kaynaklandığını söyledi. Seçim öncesinde CİHAN'a yaptığı değerlendirmede iktidar partisini toplumun tepkisini hesap edemediğini belirten İspanyol akademisyen, “İspanyol siyasi hayatında yolsuzluğun önemi çok büyük oldu. Tek etken olmasa bile kamuoyunu harekete geçiren faktör oldu.” diye konuştu. Bazı Avrupa ülkelerinin aksine İspanyol toplumunun ılımlı partilere oy verdiğini kaydeden Guerrero, radikal partilerin bile zamanla buna ayak uydurmak zorunda kaldığına dikkati çekti. Bu nedenle “Leninci radikal solcu” diye nitelediği Podemos'un zamanla merkeze kaydığını, ancak bu dönüşümün halk için inandırıcı olmayacağını söyledi.